Bugun...
Bizi izleyin:


ŞEHRAZAT YASTIMAN


Facebookta Paylaş









Sanat Evet Ama Ne İçin, Kimin İçin?
Tarih: 11-02-2020 00:32:00 Güncelleme: 11-02-2020 00:32:00


Sanat Evet Ama Ne İçin, Kimin İçin?

Sanat, maddi, manevi ve ruhi ne kadar oluşum varsa bunların bıraktığı etkinin insan tarafından farklı vasıtalarla dile getirilme şeklidir. Etkilenen varlık, etkilendiklerini, etkili bir şekilde sunarak, etkilemek için, etkin olan sanata yönelir.

İlk çağlarda güzelliklerin dışavurum aracı olarak kullanılan ve resim, heykel, seramik, mimari şekilleriyle günümüze kadar gelen sanatsal yapıtlar, kalıntılar türlü inceliklerle donatılarak dünyaya gönderilen insanın, o günkü bilgilerini, coşkularını anlamlandırması ve sergilemesine yardımcı olmuştur. Kimi zaman dini ritüeller, kimi zaman avlar, kimi zaman da eğlence ve düğünler olarak toplumsal yaşam, özellikle de resim sanatıyla duvarlara, taşlara, seramiğe yansımıştır. Çağlar boyunca bu böyle süregelmiş, iyi ya da kötü yaşanmışlıklar, mutluluklar, acılar; özellikle de toplumu derinden etkileyen sosyal ve siyasi olaylar; işgaller, savaşlar, sömürgeler gibi etmenler; kısaca toplum hayatındaki doğum sancıları sanatı meydana getirmiştir. Neticesinde kültürler oluşmuş ve toplumlar böylelikle birbirlerini etkilemiştir. Düşünsel gelişme ve değişmeler tarih sahnesinde aktıkça sanat da onlarla aynı mecrada farklı boyutlarıyla yerini almıştır. Kendini biçimsel ve konu açısından zenginleştirerek günümüze dek gelmiştir. Günümüzde müzikten, resimden, heykelden tutun da edebiyata kadar çok çeşitli alanlarda sanat dalı mevcuttur. Hayatı farklı algılama, yorumlama ve yaşama becerisi insanı farklı sanat dallarına yönlendirmiştir.

Etrafındaki türlü güzelliklerden etkilenen insan, Allah vergisi herhangi bir sanat dalıyla donatılarak dünyaya gönderildiyse, ister istemez, sanat olgusunun içinde yerini alır. Kimilerine göre diğer insanlardan ayrıcalıklı bir imkan, zemin ve donatılara sahiptir. Bu durumda üstün yeteneğini ne şekilde ve nasıl kullanacaktır? Üzerine düşen ya da omuzlarına doğuştan yüklenen bu sorumluluğun gereğini yerine getirebilecek midir? İşte tüm bu soruların cevabı onun yaşamı boyunca sürecek olan üretiminde ve eserlerinde saklıdır.

Doğal olarak her sanatçı yeteneği doğrultusunda eserler üretir. Peki ama sanatçı ne için eser üretir ya da kimin için sanat yapar? Sanat, sanat için mi, yoksa toplum için midir? Bu sorular her zaman sorulmuş, yanıtı da kişisel olarak değişmiştir. Soruya soru ile karşılık vermek gerekirse, sanatı sanat için yapmak, aynı zamanda sanatçının kendisi için yapması anlamına gelmez mi? Kendi duyumsallığı için sanat yapmak biraz bencillik olmaz mı? Kişilerin sergi açmak isteme sebebi de başkalarına yaptıklarını beğendirme çabası değil midir? Sözgelimi; kendini bilime adamış Leonardo Da Vinci, Mona Lisa adlı tablosunu kendi zevki için mi yaptı dersiniz? Ya Michelangelo, heykellerini kendine mi sakladı? Sanmıyorum. Her biri türlü güzellikte eserlerini toplum için, toplumun değerlerini paylaşmak adına ortaya koydular. Mozart, savaşı müziğe aktarırken toplumun acılarını duyumsayarak çığlıkları notalara döktü. Dostoyevski, “Suç ve Ceza” adlı eserini kendisi için yazmadı. Yaşadığı acıları, esareti ve savaşı satırlarına aktardı. Nazım Hikmet Ran, Necip Fazıl Kısakürek şiirlerinde toplumu yaşadılar ve yansıttılar. Toplumun tüm gerçeklerini satırlara aktarıp ayna olurken, her biri bunun için türlü bedeller ödediler. Bununla birlikte tüm zamanlarda toplumsal sıkıntılar, savaşlar, buhranlar sanatı güçlendirerek, perçinlemiştir. İşte bu noktada sanatçı, toplumu içselleştirdiğinde iyi eserler ortaya çıkar. Bu eserlerle toplum kültürel olarak etkilenir ve sanatçı topluma yön verir. Bu nedenledir ki, eski çağlardan beri sanatçılar toplumu yönlendirmiş, yönetmiş ve kimi zaman da yönetici kadrolarda yerini almıştır.

Ayrıca sanattan bahsettiğimizde asıl sanatkardan söz etmemiz gerekir. Güneş deniz üzerine aksettiği zaman her bir katre onu yansıtır. Yoksa her bir katre güneş değildir. Sadece yansıma ve yanılsamadır. Sanatçılar da büyük sanatkarın yeryüzündeki küçük birer timsalidir.

Katre güneşe emsal olamazken, sanatçının da büyük sanatçıyı tanıtmaktan gayrı görevi yoktur manada. Eserleri ne kadar güzel ve ihtişamlıysa o kadar iyi bir temsil içine girerler. Peki kimdir bu büyük sanatçı? Kainatın yegane sanatçısı alemleri ne için yarattı? Gizli bir hazineydi, bilinmek istedi. Kim tarafından? İnsan tarafından. Alemde gördüğümüz her ne varsa insan için yaratıldı. İnsan görsün, anlasın, duyumsasın ve aklederek asıl sanatçıyı bulsun, diye.

Nasıl ki, en büyük ve eşsiz sanatçı kainatı bir sergi alanı olarak bize sunduysa, sanatçılar da kendilerini anlatmak isteğiyle aynı girişimde bulunurlar. Sanatçı bunu yaparken sosyolojik olarak yaşadığı toplumdan etkilenir ve yine toplumdan aldığı algılarıyla kendini topluma sunar. Neticede sanatı sanat için değil, toplum ve onun en küçük yapı taşı olan insan için yapar. Onun sanatını değerlendirecek olan da yine insandır. İnsanın beğendiği ise topluma mal olur. İşte o zaman sanat, sanat olur.

Bir müzik dinlediğinizde o alıp sizi götürüyorsa; bir şiir duygularınızı coşturuyorsa; bir resmin içinde yaşıyor, yürüyor, geçmişten bir yerlere gidiyorsanız bu sanattır. Kısaca bir sanatçı, eğer “Tıpkı benim düşündüğüm, hissettiğim gibi.” dedirtiyorsa, sanatında başarılı olmuş demektir. Yani sanat, insan içindir, toplum içindir.

Sanat toplum için olduğu gibi, sanatçı da toplumun yitik malıdır. Bu bakımdan toplum sanatçıya gereğince önem vermelidir. Çünkü sanatçıya verilen değer, toplumun kendisine verilen önemdir. Bu değer katlanarak ona geri dönecektir. Bunun yanı sıra sanatçının da toplumsal yaşamda büyük görevleri olduğunu düşünüyorum. Bence sanatçı yapıcı, bütünleştirici, birleştirici olmalıdır. Toplumun sorunlarına çareler aramalı, toplumun kendisine verdiği payeyi ona layık şekilde yerine getirmelidir. Bugün küreselleşmeyle birlikte dünya neredeyse tek vücut olmuş gibidir. Yıkımlar, acılar dünyayı sarmışken, sanatçılar yaralara merhem, dertlilere derman olmalıdır. Toplumdan soyutlanmış, uzak, topluma tepeden bakanlar sanatçı olduklarını zannedenlerdir. Böyle olanlar asla topluma mal olmazlar, gerçek manada benimsenmezler. Sizce de öyle değil mi?

Diğer taraftan bizim cephemizde sanat ve sanatçıya bakış nasıl olmalı? Bir esere baktığımızda “Acaba sanatçı bununla ne demek istedi?” diyebilmeliyiz. Empati kurmalıyız söz gelimi. Güzel olmuş, deyip geçmemeliyiz kanımca.

Şimdi ne dersiniz bir müzik dinleyelim ya da bir sanat yapıtına bakalım veyahut edebi bir eser okuyalım mı? Ama empati kurarak; sanatın içine girerek. O zaman dünya başka bir dünya olacaktır, her iki taraf içinde.

Ben bu yazıyı sizler için yazdım. Toplum için. Daha iyi algılanabileyim, duyumsanabileyim, diye. Umarım bunu bir nebze olsun başarabilmişimdir… İlimle, bilimle, kültürle, sanatla kalın… ve en önemlisi de sevgiyle kalın…



Bu yazı 1784 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
914 Okunma
783 Okunma
751 Okunma
713 Okunma
678 Okunma
671 Okunma
562 Okunma
549 Okunma
407 Okunma
322 Okunma
302 Okunma
283 Okunma
3815 Okunma
2900 Okunma
1854 Okunma
1550 Okunma
1463 Okunma
1442 Okunma
1407 Okunma
1402 Okunma
1341 Okunma
1329 Okunma
1309 Okunma
1287 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
  • YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Atatürk
    Atatürk
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Haber Paketleri Tv Reklamı
    Haber Paketleri Tv Reklamı
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Osmanlı
    Osmanlı
VİDEO GALERİ
YUKARI